Embed

'Oğuz Demir nerede?'

 

 
Mumcu'nun davasından geriye bir enkaz kaldı
 
Aralarında Uğur Mumcu'nun da bulunduğu suikastların görüldüğü dava sonunda karara bağlandı. Yargılamanın sonunda cinayetlerin aydınlatılmadığını savunan Mumcu'nun ağabeyi Ceyhan Mumcu ise bu soruyu soruyor
 
MEHMET BOZKURT / Aydınlık
 
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, önceki gün Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Muammer Aksoy ve Bahriye Üçok'un öldürülmesi olaylarının da aralarında bulunduğu, çok sayıda olayı kapsayan "Umut" operasyonuna ilişkin açılan ve Yargıtay'ın bozma kararından sonra tekrar görülen davayı karara bağladı. Mahkeme, üç sanığı "yasadışı Tevhid-Selam ve Kudüs Ordusu" örgütünü kurmak ve yönetmek suçundan 12 yıl 6'şar ay, 5 sanığı ise aynı örgüte üyelikten 6 yıl 3'er ay hapse mahkum etti. Mahkeme, katledilişinin 20'inci yılında Uğur Mumcu'nun 06 YR 245 plakalı aracın enkazının da mirasçılarına iadesine karar verdi. 
 
Ağabeyi davalara katılmadı
 
Uğur Mumcu'nun katledilişinden bu yana 20 yıl geçti. Mumcu'nun ağabeyi İşçi Partisi MKK Üyesi avukat Ceyhan Mumcu gerçek bir yargılama yapılamadığı için davaları pretosto etti ve katılmadı. Kararı öğrenen avukat Mumcu bir soru soruyor: "Oğuz Demir nerede?". Ceyhan Mumcu kardeşinin katillerinin bulunamadığını, bu yargılamanın Mumcu, Kışlalı, Aksoy ve Üçok cinayetlerini aydınlatmadığını söyledi. Ceyhan Mumcu davanın kilit isimlerinden "Cihan" kod adlı Oğuz Demir'in olayın üzerinden 20 yıl geçmesine rağmen halen yakalanamadığını, bunun bir süre sonra zaman aşımına uğrayacağının altını çiziyor.
 
'Önemli bir fırsat kaçtı'
 
Mumcu şunları söyledi, "Ceza verilen isimler etkin pişmanlıktan faydalanmak için mahkemede azmettiriciyi açıklayacaktı. Adli Tıp uzmanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı'nın raporuyla bu fırsat kaçtı. Fincancı, sanıkların avukatının talebi üzerine, Eskişehir Cezaevi’nden mektupla durumunun bildirilmesini istedi. Mektupla onların cezadan kurtulmak ve cezai ehliyetsizlik konusunda koğuş arkadaşlarıyla özgürce uydurdukları hikâyeler üzerine bir adli rapor geldi. Bu adli raporun gelmesiyle sanıklar pişmanlık yasasından faydalanmaktan vazgeçtiler. Bu raporun kendilerine işkence yapıldığının ve cezai ehliyetsizliklerinin kanıtı olduğunu ileri sürdüler ve sonuna kadar bir daha ağızlarını açmadılar. İşte bu yüzdendir ki Prof. Dr. Muammer Aksoy, Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı ve Doç. Dr. Bahriye Üçok’un cinayetlerini kimin azmettirdiği konusunda toplum elde ettiği ve bir daha elde edemeyeceği altın bir fırsatı kaçırdı."
 
Bu haber Aydınlık gazetesinin 19 Ocak 2013 tarihli sayısında yayımlanmıştır.
 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !