Embed

Müziğin 'Berserker'i

 

MEHMET BOZKURT

mehmetbozkurt@aydinlik.com.tr

Adı bile nota sesiyle başlayan bir piyanist; Fa'zıl Say. Ne zaman twitterda, facebookta yazsa ya da bir röportajı çıksa olay oluyor. Tartışmaların ortasında görüyoruz Fazıl Say'ı. Bir bakmışsın memleketinden ayrılmak istediğini söylüyor, bir bakmışsın tutuklanmaktan bahsediyor. E, bu adam piyanist değil mi? Galiba en az bildiğimiz yönü!

O kendine "Berserker" diyor. Berserkler İskandinav ve Cermen efsanelerinde geçiyor, cesareti ve kuvvetiyle meşhur savaşçı. Müziğin Berserker'i "Piyanist-besteci-dünya yurttaşı Fazıl Say"ı Alman yazar Jürgen Otten yazdı. Kırmızı Yayınları kitabı İlknur Aka'nın çevirisiyle yayımladı.

"Baba" bir önsözle başlıyor kitap. Önsözdeki, "Her çağda ve her coğrafyada görülen, gericiliğe muhalafet etme görevini yerine getiren tüm gerçek sanatçılar gibi, Fazıl Say da, ülkesindeki çarpıklık ve bozukluklara dikkat çekmeyi görev ediniyor. Fazıl Say'ın sanatçı duyarlılığıyla ortaya koyduğu bu muhalif tutumu, yurdumuzun emperyalizm ve yobazlık kıskacından kurtuluşu yolunda verilen mücadeleye katkı sağlıyor." bu sözler baba Ahmet Say'a ait.

Fazıl Say'ın müzik yeteneğinin nasıl keşfedildiğini biliyor muydunuz? Ben bilmiyordum, öğrendim. Eğer bugün dünya Fazıl Say'ı tanıyorsa oyuncakçılarda bile gördüğümüz, üfleyerek ses verilen, piyano gibi tuşları olan o melodikaya çok şey borçluyuz. Tabii, Nazi Almanya'sından anavatanına geri dönen piyanistlerin duayeni Mithat Fenmen'e de... Fenmen ışığı belki geç keşfedebilirdi, oğlunun çıkardığı sesleri dinlediğini farkettirmemek için Ahmet Say gazete okur gibi yapmasaydı. Alman yazar Jürgen Otten Fazıl Say'ın yeteneğinin nasıl ortaya çıktığını ve yaşadığı ortamı tüm yalınlığıyla anlatmış.

Kitabın satırlarının bir Alman yazara ait olmasını biraz kıskançlıkla okumuyor değiliz. Aslında utanmalı mıyız? Biraz utanalım lütfen! Dünyaca ünlü piyanist Fazıl Say, en önemli eseri olarak kabul edilen İstanbul Senfonisi'nin ilk konserini İstanbul'da değil de Almanya'nın Dortmund şehrinde vermek zorunda kalıyorsa. Say'la ilgili bilinmeyenleri yazmak, İstanbul Senfonisi'nin de hikayesini anlatmak niye bir Alman yazarın hakkı olmasın...

Say memleketinin müzik olduğunu söylüyor. Ama memleketi için de duyduğu kaygıları uzun boylu anlatıyor. 2066 Türkiye'sini bile resmediyor. Oldukça ilginç. Sanki bir siyaset bilimci gibi konuşuyor Fazıl Say. Almanlar'da onun bu yönünü tartışıyor. Yazar, Dortmund Konser Binası'nın Müdürü Benedikt Stampa ile Fazıl Say hakkında söyleşi yapıyor. Yılların müzik adamı Stampa Say için "Özgür ama yalnız" diyor ve ekliyor "o bir dahi".

Kitapta en şaşırtıcı konulardan biri de Fazıl Say'ın müzik tarzı ile ilgili yapılan tartışmalar. Fazıl Say'ın müziği Almanya'da ve Amerika'da da tartışma konusu oluyor. 1995'te kazandığı Young Concert Artist International Auditions genç piyaniste Amerika'da konserler vermenin yolunu açtı. 30 dakikalık sahnede kalma hakkını 5 dakika olarak Nasreddin Hoca'nın Dansları'ndan birkaç pasaj çalarak kullandı. İşte bu performans onun dünyaca tanınması yolundaki ilk 5 dakika oldu. Sonrasında ABD'nin klasik müzik başkenti New York'ta verdiği konser gelir. Burada konser veren ilk Türk piyanisttir. Bu genç ve sıradışı piyanistin konserine seyirci ve New York Times'ın seçkin müzik eleştirmeni bambaşka tepki verir. 

Otoriterler farklı fikir söyleselerde hem fikir oldukları şey belli; bu adam müzikle yaşıyor. Kitapta Say'ın hayatındaki önemli dönemeçler, eserlerinin öyküleri gözlemlenerek yazılmış. Otten'ın gözlemleri okuyucuyu Fazıl Say'a yaklaştırıyor. Bu kitabı okurken canınız Fazıl Say’ı dinlemek isteyecek. Mesela, İstanbul Senfonisi. Sesi açın ve müziği duyun...

 

Kitap gibi üç cümle

· Bir zaman gelecek, bu para tutkusu bitecek ve insanlar kendilerini tekrar sanata verecek...

· Evet, ‘iPhone’ nesli sanatçılarında bir tuhaflık var.

· Mozart’ın bir çikolata firmasının adı mı yoksa bir bestecinin adı mı olduğunu bilmeli.

Bu yazı Aydınlık gazetesinin haftalık kitap eki Aydınlık Kitap'ta 3 Ağustos 2012'de yayımlanmıştır.

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !