'Devlet için çağırdım'

 

Öcalan'dan Habur itirafı:
34 PKK'lıyı Devlet için çağırdım
 
MEHMET BOZKURT / GAMZE ÇINLAR
 
PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın İmralı'da avukatlarıyla yaptığı görüşmede, Habur sınır kapısından giren 26 PKK'lının girişinden önce iki PKK'lının Şırnak Vali yardımcısıyla görüştüğü, mektup verdiği ve giriş için pazarlık yaptığı ortaya çıktı. Avukatları Öcalan'a Habur'dan girenlerin, 'savcıya verdikleri ifade de sizin çağrınız üzerine geldiklerini, sizin muhatap alınmanız gerektiğini ve pişmanlık yasasının uygulanmasını talep etmediklerini' bildiriyor. Öcalan dağdan inen PKK'lıları devlet için çağırdığını avukatlarına açıklıyor.
 
KCK operasyonlarında ele geçen Abdullah Öcalan ile avukatlarının görüşmeleri, “KCK-Avukatlar” davasının ek klasörlerine girdi. İmralı Cezaevi’nde 21 Ekim 2010 günü yapılan görüşmede 3 avukatı Öcalan’a, PKK’lıların Habur’dan girişinin ayrıntılarını aktardı.
 
KCK avukatlarının yargılandığı dava dosyasına giren 22 sayfalık ve bilirkişi tarafından imzalanan görüşme tutanağında Öcalan’ın avukatı Ö.G.,”Sizin çağrınız üzerine 26 kişi Habur’dan geldi” diyor. Öcalan, TRT-1’den dinlediğini söylüyor. Avukatları gelenlerin kalabalık bir kitle tarafından karşılandığını anlattıktan sonra S.A. isimli avukat Öcalan’a şu bilgiyi aktarıyor: “Basına yansımamış olan kısım; ilk geldikleri zaman Cuma ve sözcülerden birisi gidip vali yardımcısıyla pazarlık yaptılar, gelişlerine ilişkin.” Öcalan’ın “kim” sorusuna avukatı, “Cuma ve oradaki gelenlerden bir tanesi” yanıtını veriyor ve görüşmenin “Şırnak Vali Yardımcısı ile yapıldığını” söylüyor.
 
‘Meclis’e götürecekler’
 
Avukat S.A., Habur’dan girişin pazarlıkla yapıldığını ve mektupların teslim edildiğini şöyle anlatıyor: “Vali yardımcısı tabii pazarlık yapıldı önce, ondan sonra, pazarlık sonrasında gelindi. Ve mektuplar teslim edildi o vali yardımcısına.” Öcalan, avukatının sözünü keserek mektupların kime teslim edildiğini tekrar soruyor ve yanıtını aldıktan sonra, “Herhalde bir adet kendilerinde duruyor yani” diyor. Avukat S.A., “Evet tabii fotokopisi şeyleri vardır” yanıtını verince Öcalan’ın, “Evet bir gün Meclis’e götürecekler” cümlesi dikkat çekiyor. 
Öcalan’ın dikkat çeken, “Meclis’e götürecekler” cümlesinden sonra avukat S.A., “Merkezden de bir özel müsteşar atanmıştı, bölgeye geldi. Diyarbakır merkezde kalıyordu” bilgisini veriyor. Öcalan’ın, “müsteşar kim?” sorusuna avukat, “Osman Güneş, İçişleri Bakanlığı’na bağlı” sözüyle yanıtlıyor. Bu konuşmadan sonra tutanakta Öcalan’ın, “Hafif onu şey eder misiniz? Görüntü biraz fazla oluyor, biraz hafif kapatın dikkat çekmeyelim, evet” cümlesi yer alıyor. Daha sonra konu Habur girişiyle ilgili basında çıkan haber ve siyasilerin yorumlarına geliyor.
 
Pişman değiller
 
Avukatları Öcalan’a siyasi yorumlardan ilk olarak Beşir Atalay’ın açıklamalarını aktarıyorlar. Öcalan, Beşir Atalay’ı dinlediğini belirttikten sonra “farklı yorumlar var mı” sorusunu yöneltiyor. Avukat S.A., “İçişleri Bakanlığı ve Başbakan özenle şeyi kullanmadılar, ‘teslim olma’ kelimesini kullanmadılar, ‘sınırı geçtiler’ veyahut ‘eve döndüler’ kelimesini kullandılar” diyor. 
 
Avukatları basında çıkan yorumları aktarırken konu tekrar Habur’dan giriş yapan PKK’lılara geliyor ve Öcalan’a Habur’dan girenlerin, “Savcıya verdikleri ifadede sizin çağrınız üzerine geldiklerini, sizin muhatap alınmanız gerektiğini ve pişmanlık yasasının uygulanmasını talep etmediklerini” bilgisi aktarılıyor.
 
'AKP Küçük Kürdistan'ı hayata geçirmek istiyor'
 
Konuşma boyunca Öcalan, halkı bilinçlendirmeleri için avukatlarını AKP konusunda sık sık uyarıyor. Öcalan, “Yol haritası” ismiyle 160 sayfalık bir öneri hazırladığını, PKK önderliğine sunulması için teslim ettiği, fakat devletin el koyduğunu ve bizzat Öcalan’ı devre dışı bırakmak için AKP’nin bunu “Milli kardeşlik projesi” olarak sunduğunu ifade ediyor. Öcalan, bu projeyle ABD’nin desteklediği “Küçük Kürdistan projesini” AKP’nin hayata geçirmek istediğini belirterek “yol haritası” yazısının çok iyi okunması gerektiğini, Habur’dan gelişin karşılıklı bir sınama olduğunun altını çiziyor ve şunları söylüyor:
 
“Yani devlet şimdi bir bölümü de sınırlı da olsa bu demokratik çözüme ilgi duyuyor. Yani o diyalog kurulmuş mu? Hayır, buna ben diyalog diyemem. O demin sizin gelirken biraz ağzınızdan işte çıkan, biraz hissedilen şimdi aradaki buzları eritme veya işte birbirlerini sınama. Şimdi böyle bir aşamaya gelmiş. Demokratik çözüm olayında devletin bir kesimi veya devlet içinden bazıları, bazı birimler veya bazıları sınama yapıyorlar. Olur mu olmaz mı? Ben de şunu söylüyorum; devlet gerçekten ulusal imha siyasetinden ve bu Küçük Kürdistan politikasından vazgeçer mi, vazgeçmez mi? Ben de onu sınıyorum. O sınama doğru bir değerlendirme. Ama belli değil.”
 
Habur karşılıklı sınama
 
Bu konuşmanın sonunda Öcalan, 1999’da dağdan inerek teslim olan PKK’lıları hatırlatıyor, “99’daki grup biraz hazırlıksızdı. O arkadaşlara biraz haksızlık yaptık. Hem dışarı çıkmada hem içeri girmede daha güvenceli olabilirdi. Ama ben o zaman devleti gerçekten tam iyi tanıyamıyordum. Olgun davranırlar diye düşünüyordum. Olmadı yani” diyor.
 
Aynı konuşmada “yol haritası”ndan devletin haberi olduğu belirten Öcalan, “Ama bu seferkinde devlet, biraz daha malumatı vardı, bu benim demokratik çözüm dediğim olay, yol haritam dediğim olayda biraz daha haberleri filan vardı. Belli ki bu sefer biraz yumuşak davranmışlar. Yani kısmen sınama denilen olay işte yani böyle bir sınama işine girilmiş. Ama o kadar, zırnık kadar. AKP biraz panik içine girdi DTP öne çıktı.” açıklamasını yapıyor. 
 
Habur’dan gelen grubu devlet için çağırdığını söyleyen Öcalan, konuşmasını şu sözlerle sürdürüyor: “Peki bu grubu niye çağırdım? Şunun için çağırdım; devlete, devlet için. Devlet şunu denedi, Apo’nun halk üzerinde bu gruplar üzerinde etkisi var mı, yok mu? Tamam mı? Bunu öğrenmek istediler. Sınama diyorsunuz ya, sınamaydı. Ben de şunu söylüyorum; evet, halkım beni dinler.”
 
Habur girişinde neler oldu?
 
AKP’nin ‘Kürt Sorunu’na çözüm olarak sunduğu “açılım” projesiyle 19 Ekim 2009 günü 34 PKK’lı, Habur Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yaptı. Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla oluşturulan “barış grubu” kapsamında, 26 kişilik Mahmur Grubu’nun yanı sıra Kandil’den de askeri kıyafetli 8 PKK militanı sınır kapısında karşılandı. Kandil’den gelen PKK’lılar yanlarında Cumhurbaşkanlığı ile TBMM’ye sunulmak üzere Abdullah Öcalan’dan bir mektup getirdi. Habur Gümrük Kapısı’nda kurulan bir mahkemede PKK’lıların ifadelerini Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından görevlendirilen özel yetkili 4 savcı aldı. Öcalan’ın çağrısıyla geldiklerini belirten PKK’lıların sorguları sırasında herhangi bir pişmanlık göstermemelerine rağmen “etkin pişmanlık”tan (TCK, 221.madde) yararlanma ihtimalleri göz önüne alınarak serbest bırakıldıkları tutanaklarda yer aldı.
 
Serbest bırakıldıktan sonra Diyarbakır’a konvoy eşliğinde giren PKK’lılar, “Kürdistan” sloganları ve havai fişek gösterileriyle karşılandı. Yol kenarlarına “Yaşasın APO, PKK, HPG” yazıları yazıldı. PKK’lılar için dağdan kalaşnikoflarla ‘kutlama amaçlı’ ateş açıldı.
 
Ertesi gün partisinin grup toplantısında konuşan Başbakan Tayyip Erdoğan, PKK’lıların Habur Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye girdikten sonra serbest bırakılmalarını “sevindirici gelişme” olarak değerlendirerek, şunları söyledi: “Habur Sınır Kapısı’nda yaşanan manzara karşısında umutlanmamak mümkün mü? Bu bir umuttur. Türkiye’de bir şeyler oluyor, iyi, güzel şeyler oluyor. Umut verici gelişmeler oluyor. Gerek dağdakilere gerek Mahmur kampında olanlara gerek Avrupa’da olanlara, çağrımı yineliyorum; vakit yitirmeden ülkelerine dönmelerini tavsiye ediyorum.”
 
Bu haber 24 Eylül 2012 tarihli Aydınlık gazetesinde sürmanşetten verilmiştir.
 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !